TARİHÇE

“Burası dünya üzerinde yıldızlara en yakın yerdir.”

Heredot, M.Ö.400
Kalkan halkı, yıllardır şehre yeni gelenlerde, sanki bir büyülenmişlercesine tutkulu bir bağlılık gözlemlemektedirler.
Bir söylentiye göre, Kalkan memba suyundan bir kere içen, bir daha burayı terkedemez.

Doğanın ve tarihin tarif edilemez kesişme noktasında, Kalkan'ın mevcut halkı binlerce yıldır çözülmemiş gizemin peşinde olabilecek yeni kaşifler beklemektedir.
Kalkan, Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı ufak bir turistik kasabadır. Sezon dışındaki nüfusu yaklaşık 2500'dür.
Komşuları batıda Yeşilköy ve Patara, kuzeyde İslamlar Koyu ve Bezirgan, ve doğuda yine Bezirgan ile Side koyudur.

Kalkan İstanbul'a 840 km, Ankara'ya 690 Km, İzmir'e 400 km ve Antalya'ya 220 km mesafededir. Tüm büyük şehirlere direkt otobüs seferleri ile ulaşılabilmektedir. En yakın havalimanı 130 km mesafede bulunan Dalaman'dadır ve Fethiye üzerinden ulaşılabilmektedir.
Eski zamanlarda Kalamaki oalrak bilinen Kalkan, Kaş – Antalya karayolu üzerinde, Kaş'tan 25 km mesafededir. Kendisine ait tarihi eserler bulunmamasına karşın, oldukça gözde bir turizm merkezidir.

Kalkan hoş bir marina sayesinde yatlar için güvenli bir limandır. Ayrıca temiz hotelleri ve iyi restoranları ile de ünlüdür. Kalkan tipik ve bozulmamış ufak bir Akdeniz kasabasıdır.
Kalkanda konaklama esnasında Xanthos, Patara ve Letoon gibi büyük Likya şehirlerinin hepsi bir gün içerisinde ziyaret edilebilir. Kalkan'dan yakındaki bölgelere günübirlik geziler düzenlenebilir. Bezirgan platosu trekking için çok uygun bir bölgedir. Bezirgan köyünün tepelerinden antik Pirha şehrinin kalıntıları görülebilir.

Bezirgan köyüne 15 dakikalık mesafede, antik taş mezar ve lahitlerden oluşan Nekropolis'e ulaşılır. Köyün sınırları üzerinde birbirlerine bağlantılı, son derece iyi işlenmiş taş mezarlar bulunmaktadır.
Bezirgan Köyü'nden çıkıldığında, içi ve dışı kabartmalar ile süslenmiş bir Likya kabiri ile karşılaşılır. Bu izi takip eden kimse, Nisa isimli antik kente ulaşır. Bu yolun daha aşağısında ise başka bir antik kent olan Chomba görülebilir.

Kalkan çok çeşitli geziler organize edilebilecek merkez bir bölgedir. Eğer antik Likya uygarlığını keşfetmek istiyorsanız Kalkan konaklanabilecek çok iyi bir yerdir.
Bir yerleşim bölgesi oalrak Kalkan'ın 200 yıllık bir geçmişi vardır. 19. yüzyılda bu bölge Kalamaki olarak bilinmekteydi. Kalamaki ismi bölgede çok sayıda bulunan mürekkep balığının Yunanca karşılığı olan Kalamari'den gelmektedir. Kalkan'ın ilk sakinleri ticaret yapan denizcilerdi.

16 yüzyılda Osmanlı donanmasının bir amirali olan Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyye isimli eserinde Kalkan koyu ile ilgili bir bölüm bulunmaktadır. Yakın tarihe kadar Kalkan bir balıkçı barınağı olarak kullanılmakta ve bilinmekteydi.
Kalkan, ticari ve sosyal geçmişini yansıtan ufak pencereli evleri ve dar yolları ile tipik bir Akdeniz kasabasıdır.

KASABA
Kalkan halkı çevrelerine karşı son derece duyarlıdırlar. Kalkan, Koruma Bölgesi ve İnşaat Planı'na sahip, Türkiye'deki az sayıda örnekten biridir.
Kalkan Belediyesi alt yapı çalışmalarını tamamlamak için son 8 senedir yoğun çaba harcamaktadır. Neredeyse tamamlanmış alt yapısı ve gelecek vaadeden kasaba yapısı ile potansiyel yatırımcılar için giderek daha fazla ilgi odağı haline gelmektedir.

MARİNA

Kalkan hoş bir marina sayesinde yatlar için güvenli bir limandır. Modern ve kaliteli tesisleri ile Yat turizmi için önemli bir duraktır. Marina aynı zamanda karayolu ile gelen turistlere tur tekneleri sağlamak ve yakınbir plaj sunmak açısından da önemlidir.
Marina etrafında bulunan restoranlarda, doğrudan Kalkan koyundan çıkarılan levrek, hani balığı, kızıl tekir balığı, gümüş balığı, kılıç balığı, gri tekir balığı, karides ve istakoz gibi deniz mahsülleri sunulmaktadır.

LİKYA

Bir zamanların ışık kenti olarak bilinen, bugünkü adıyla Teke yarımadasında bulunan Dalaman çayı ile doğuda Phalesis olarak bilinen Antalya boyunca olan bölge Likya olarak bilinmekte ve o bölgede yaşayan insanlar Likyalı olarak bilinmekteydi. Likyalılar Kadeş savaşında Hititlerin saflarına katıldılar ve Kral Sarpedon'un komutasında Truvalılara yardıma gittiler. Her ne kadar antik Heredot Likyalıların Girit adasından geldiğini söylese de, kazılardan elde edilen son kanıtlar, Hititler tarafından Lukkalar olarak bilinen bu halkın Anadolu'nun yerlileri olduğu, bu bölgede uzun yıllardır yaşadıkları ve kendilerini “Termilae” olarak çağırdıkları yönündedir.
Hititlerin Anadolu'ya gelmelerinden önce, bu bölgede yaşayanlar Likyalıların ataları olan “Luwis” halkıydı. Bu topluluk Hint-Avrupa dil grubuna ait olan ve kendilerine özgü bir dil kullanmaktaydılar.
Likyalılar oldukça uygar bir topluluktu. Hemen hemen tüm Likya şehirlerinde bir tiyatro bulunmaktaydı. Likyalılar tarihteki en eski demokratik federasyonlardan biri olan Likya Cemiyeti'ni oluşturdular.
Likyalılar ile ilgili en belirgin özelliklerden birisi anıtsal mezarlarına verdikleri önemdir. Nereids Abidesi ve Xanthos'ta bulunan benzeri kalıntılar Charles Fellows tarafından yasa dışı yollar ile Türkiye'den kaçırılmış ve 1842 yılında İngiltere Müzesine gönderilmiştir.
Ana liman olmanın yanı sıra, Patara'da tıpkı Xanthos, Tlos, Olympos, Myra ve Pınara gibi Likya Konfederasyonu'nda 3 oya sahipti.
Roma yönetimi altındayken, Patara önemini kaybetmemiş ve Likya'nın başkenti haline gelmiştir. Bizans döneminde ise St.Nicholas ismini alarak bir hıristiyan merkezi halini almıştır.
Patara'da bir çok Likya mezarının yanı sıra Roma mezarlarına ait kalıntılar bulunmaktadır. Romalılar tarafından M.Ö.100'de yapılmış olan Zafer Anıtı, Patara'ya su getiren kanalların bir parçası olarak kullanılmıştır. Zafer anıtının hemen yanında Roma döneminden kalma bir lahit bulunmaktadır. Roma banyoları Bizans döneminde de kullanılmıştır. Bugün kısmen kuma gömülmüş olan tiyatro, Romalılar tarafından M.S. 147'de yapılmıştır.

XANTHOS

Xanthos, Likya Federasyonu'nun başkenti ve aynı zamanda en büyük şehriydi.
Xanthos'lular M.Ö. 12. yüzyılda Truvalılar ile birlikte savaştılar. Şehir M.Ö. 475 ile 450 yılları arasında yakıldı. Xanthos Pınara, Patara ve diğer şehirler ile birlikte M.Ö. 334 yılında Büyük İskender'e teslim olmuştur.
Bugün parçalar halinde sökülmüş ve Londra'ya gönderilmiş olan Nereid anıtının temel kalıntıları görülebilmektedir. Akropolis'in duvarlarının çevresi poligonal taşlardan inşa edilmiştir. Bir Roma tiyatrosu ve yazıtları ile birlikte Likya'lılara ait bir dikme mezar bulunmaktadır. Xanthos'un ünlü abidelerinden birisi Harpies Mezarıdır.
Göbek Dansçısı lahiti ile Aslan'nın Mezarı ve Merehi Anıtı gibi kabir tipi mezarlar da oldukça ilginçtir. Bizans kilisesi mozaik bir zemin dekorasyonuna sahiptir.

LETOON

Letoon, Likya Federasyonu'nun inanç merkeziydi. Apollo ve Artemis'in annesi olan Leto'nun onuruna kurulmuştu. Burada yanyana yerleştirilmiş üç tapınak bulunmaktadır. İyon düzenine göre yerleştirilmiş bu tapınaklardan en büyük olanı Leto'ya ithaf edilmişti. İkinci tapınak Artemis'e aitti. Dorik düzen ile inşa edilmiş olan üçüncü tapınak ise Apollo'nundu.
Letoon'da da, tapınakların karşısına yerleştirilmiş bir stoa ve bir tiyatro bulunmaktaydı. Doğu ve batı yanlarında arkalr bulunan bu tiyatro, Helenistik döneme ait Dorik işlemeler ile süslenmişti.

MYRA

Myra, Likya Federasyonu'nun en önemli altı şehrinden biriydi. M.Ö. 4. yüzyılda üretilmiş şehrin ilk parası üzerinde bir ana tanrıça şekli bulunmaktaydı.
Xanthos'un M.Ö. 42 yılında düşmesi ile, Myra'lılar da Romalılara teslim oldular. Romalılar tarafından daha büyük bir tiyatro inşa edildi. Romalılar şehre iyi baktılar.
Myra'da iki grup taş mezar bulunmaktadır; Deniz Mezarlığı (Sea Necropolis) adıyla anılanı tiyatronun yanında, Nehir Mezarlığı (River Necropolis) ise doğu tarafındadır. Bu bölgede bulunan taş mezarlar, Likra mezarları arasında en güzelleri olarak tanımlanmaktadır. Myra aynı zamanda tüm dünyada Noel Baba olarak tanınan Aziz Nicholas'ın evidir.

PINARA

Pınara, Xanthos sömürgecileri tarafından kurulmuştur. Burası Likya Konfederasyonu içerisindeki en büyük altı şehirden birisiydi ve üç oy hakkına sahipti. Pınara'nın tarihçeci Truva'ya dayanır. Şehir Büyük İskender'e teslim olmuş ve onun ölümünün ardından bir Roma şehri haline gelmiştir. Bu dönemde, gözle görülür bir refaha kavuşmuş ve bir çok önemli anıt dikilmiştir. Sütunları kalp şekilli bir Roma Tapınağı aşk tanrıçası Afrodit'e ithaf edilmiştir.
Pınara'da bir çok taş mezar ve Yunan tipi bir tiyatro bulunmaktadır. Lahitlerden birinin kavisli, eğere benzeyen kapağının üzerinde boynuzlu bir şekil bulunmaktadır.
Tiyatronun zıt yönünde, batı istikametinde iyi durumda bir Likya lahiti mevcuttur. Lahitin üzerindeki yazıttan, bunun Arttumpara'ya ait olduğu anlaşılmaktadır.

SIDYMA

Sidyma antik kenti Dodurga köyünün yakınlarında, 1750 feet yükseklikte kurulmuştur. Şehrin ismindeki “-yma” son eki çok eski dönemlere ait anlamına gelmekle birlikte, kalıntılar çoğunlukla Roma dönemine aittir.
Taşlı dağ yolları üzerinde bulunan bu unutlmuş şehir, ziyaretçiler tarafından diğer şehirler arasında gözden kaçırılmaktadır.
Sarp “Carrian” kalıntılarına sahip bir çok mezar bulunmaktadır. Akropolis tepesindeki duvarda genel olarak kesme taş işçili kullanılmış olmasına karşın, sondaki kısım poligonaldir. Beyaz mermerden yapılmış olan bir kabirde, gül şekilli desenler ve kadın başları ile süslenmiş zarif bir sandık tipi çatı bulunmaktadır; desenler her bir yanı kırmızıya boyandıklarında görülebilmektedir.